This is default featured post 1 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

15 Mayıs 2011 Pazar

İşte Erdoğan'ı Mest Eden Pankart

Başbakan Erdoğan memleketi Rize'de yaptığı mitingde muhalefet partilerini yerden yere vurdu. CHP, MHP, BDP, PKK, Ergenekon ve candaş medyanın aynı tarafa geçerek AK Parti'ye saldırıya geçtiğini iddia eden Erdoğan Kılıçdaroğlu'nu yürüyen yalan ilan etti, Yalan Rüzgarı dizisinde başrol oynaması teklifinde bulundu.

MHP'yi PKK'nın kaset iddialarıyla ilgili yaptığı açıklama ile eleştiren Erdoğan, "MHP kaset olayında kendini savunduğu için adeta PKK'ya teşekkür etti" dedi.

İKİ PANKARTI KARADENİZ ŞİVESİYLE OKUDU

Erdoğan'ı mest eden ise Karadeniz şivesiyle gülümseyerek okuduğu pankartlar oldu: Pankartlarda, "Çete yaz Kemal'e yola çetenin üye kartı cebine gelsin", "Kemal bilmemek ayip değildur, yeterki çakturma" yazıyordu.

Erdoğan pankartları okuduktan sonra Karadeniz şivesiyle ''Nasıl, benim hemşehrilerimun her yerinden zeka fışkırıyor da...'' dedi.

Erdoğan'ın mesajlarından satır başları şöyle:

HEPSİ BİRLEŞTİ AK PARTİ'YE SALDIRIYOR:

Düşüncenin bittiği yerde eşkiyalık başlar.
Bunların sözü bitti. Düşüncesi hiç olmadı. Seçimden netice alamayacaklarını biliyor o nedenle seçim bürolarımıza saldırıyorlar.

4 bir koldan AK Parti'ye karşı saldırıya geçmiş durumdalar. Türkiye'yi eski günlere döndürmek istiyorlar. CHP, MHP, BDP, terör örgütü, Ergenekon, onların Candaş medyası aynı tarafa geçtiler.

Benim Kürt kardeşlerimin sorunlarını çözdüğümüz için BDP de terör örgütü de rahatsızlık duyuyor. Doğu ve Güneydoğunun yoksulluğu bitmesin, gözyaşları dinmesin istiyorlar. Bundan sonra da kan ve gözyaşından beslenmek istiyorlar.

HEDEFLERİ YENİ ANAYASAYI ENGELLEMEK:

12 Haziran'dan sonra biz yeni anayasa diyoruz. İlk kez millet kendi anayasasını yapacak diyoruz. İşte bunu engellemeye çalışıyorlar. Bütün ömrünü CHP ile mücadeleyle geçiren 87 yaşında zat CHP ile kol kola giriyor. Kim olduğunu biliyorsunuz. CHP çetelerle kol kola giriyor.

MHP PKK'YA TEŞEKKÜR ETTİ:


Dün şaşırtıcı bir şey oldu. MHP PKK terör örgütüne teşekkür etti. Kaset olayında kendini savunduğu için PKK'ya iltifat etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı söylüyor. PKK için terör örgütü için söylüyor. Bu nasıl bir AK Parti karşıtlığı. Buradan haykıralım Türkiye duysun Kandil Silivri duysun. Bu tezgahı altüst edecek miyiz. Bunlara gereken cevabı 12 Haziran'da verecek miyiz.

ŞİFRE DEDİLER DEŞİFRE OLDULAR:

YGS üzerinden saldırıyorlar AK Parti'ye. Konu yargıda. Bir gencimizin heder olmasını istemeyiz. Yargı takipsizlik kararı verdi. İtiraz edildi. İtiraz da reddedildi. Şifre diye başladılar deşifre oldular. Devlet Bakanımız Yazıcı üzerinden aynı şekilde gençlerin zihnini bulandırmak için tezgah kurdular. Bu tezgahı da bozduk.

KILIÇDAROĞLU YÜRÜYEN YALAN:


Lüleburgaz'dan "Onurun varsa çık açıkla" diye seslendim. Maskesi bir kez daha düştü. Nasıl bir yalancı müfteri oldu. Temiz insanlara çamur atan nasıl bir müfteri olduğunu gördük. Siirt'te bizim kutsalımıza saldırdı. Statükonun Allah'ı Ankara'da oturuyor dedi. Adam bu. Müslümanlardan özür dile dedik pişkinliğe vurdu. Yazıcı'dan özür dile diyoruz umurunda değil. Yüzü kızarmaz. Türkiye'de yürüyen yalan ararsanız Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Külliyen yalan. Yatsıya kadar değil. 35 dakika sürüyor.

Bir TV kanalında YÖK'ü kaldıracağım diyor 35 dakika sonra bedelliden gelecek parayı YÖK'e aktaracağım diyor. Kaldırdığın yere para aktarılır mı? Hamdolsun yeter ki böyle muhalefet olsun

KILIÇDAROĞLU'NUN SÜRPRİZİ VARMIŞ:

Şimdi tutturdu bir sürprizden bahsediyor.
Elinde önemli bilgiler var diyor. Neden açıklamıyorsun. Yoksa bir kez daha rezil olmaktan mı korkuyorsun, yalancılığın tescillenmesinden mi korkuyorsun. 8.5 yıldır aynı şeyi söylüyor. Benimle ilgili dosyalar hazırlıyormuş. Bahçeli ve başkalarını, candaş yandaş medyayı da al açıkla. 8.5 yıl Meclis'te daha bir şey açıklamış değil. Niye dürüst değil. Bizim abdestimizden de namazımızdan da şüphemiz yok.

2 gündür Kılıçdaroğlu dönemine ait belge gösteriyorum. Şu an yanımda. SSK genel müdürlüğü döneminde "ÖSYM sınav yapamayacak yeterli başvuru yok acelem var" diye birilerini işe almışsın bunlar kim açıkla dedik. Açıkladı mı?

İLİM KADINI OLMUŞSUN İRFAN SAHİBİ OLAMAMIŞSIN: CHP'nin bir tane profesör milletvekili bayan İstanbul'daki Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısında 'Her nefis ölümü tadacaktır' ayeti var, diyor ki çok tiksindirici. CHP zihniyeti bu. Bunlara aslında benim Rize'mden oy çıkmaması lazım. Çünkü Allah'ın ayetine 'çok tiksindiricidir' nasıl dersin. Yoksa sen ölmeyecek misin? Ölüm nasihattir. Herhalde bu profesör o sözü İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın sözü zannediyor. Farkında değil. Sen profesör, ilim insanı, ilim kadını olabilirsin ama irfan sahibi olamamışsın. Kendini tanıyamamışsın. Sadece okumuşsun o kadar. Önüne de bir kariyer koymuşsun, profesör, ama kendini tanıyamamışsın. Hikaye.

YALAN RÜZGARI DİZİNDE BAŞROL OYNA:

Erdoğan ayrıca, "Sayın Kılıçdaroğlu, maalesef o çok sevdiği kameralar Baykal'ın sonunu getirdi. nedir bu televizyon aşkı? Nedir bu kamera aşkı? Madem televizyonu çok seviyorsun 'Yalan Rüzgarı' diye bir dizi vardı yeniden çeksinler sende çık orada başrolü oyna" dedi.

Arınç'tan Bahçeli'ye İlginç Gönderme

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Bir tarafta terör varsa, bir tarafta Kürt sorunu dediğimiz sorunun hala çözülemiyor olduğunu görmek varsa, bu tamamlanmış bir başarı sayılmaz. Türkiye'yi ayağa kaldırmanın çözümü, bu sorunun çözümüdür" dedi.


Bakan Arınç, Dedeman Otel'de iş adamları, bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle basına kapalı yaptığı toplantının ardından Bağlar ilçesinde Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Alican Ebedinoğlu'nun vefat eden yakını Mehmet Zeydin Gülsüm'ün taziyesine katıldı.

Daha sonra yerel yayın yapan Kanal 21'de "Perspektif Özel" programına katılan Bakan Arınç, bölgeye özel bir ilgi duyduğunu belirtti. Seçim öncesinde bir gerginlik yaşandığını ve bu gerginliğin seçime yönelik olduğunu düşündüğünü kaydeden Bakan Arınç, "Bu bölgede yaşanan sorunların çözümü konusunda en ciddi adımları AK Parti hükümeti attı. Eminiz ki bu yapılanlar ve halka verdiğimiz güven sayesinde en çok tercih edilen parti olacağız" dedi.

Seçim bölgelerinin değişimi

Bakan Arınç, bazı bakanların seçim bölgelerinin değişimi konusunda yöneltilen soruyu da şöyle yanıtladı:

"Bu kadar kapsamlı ilk kez oluyor. Benim başıma ilk defa geldi. Ben yıllardır Manisa'da siyasete devam ediyordum. Manisa için milletvekili adaylığı başvurusunda bulundum. Doğrusu başka bir şehir düşünmedim. Belki son dönemimdi. Başladığım yerde bitirmek istiyordum ama Sayın Başbakan bizi davet etti, bakanların birçoğunun -ki haklı buluyorum- seçim bölgelerini değiştirdi. Bunun faydalı olduğunu düşündüler. Bu bir sinerji meydana getirir. Özellikle çok milletvekili çıkaran illerimizde böyle bir değişikliğe ihtiyaç olduğu söylendi.

Meseleye ben kendi açımdan baktığımda Manisa 11, Bursa 18 milletvekili çıkarıyor. Nüfusu azalan illerimizin milletvekili sayısı da azalıyor. Oralarda bütün milletvekilliklerini AK Parti alsa bile bir büyükşehirde artan milletvekili sayısı kadar. Mesela İstanbul 70'den 85'e çıktı, 15 milletvekili birden arttı. O milletvekili sayısı eksilen bu bölgede en az 10 il demektir. Doğru mu yanlış mı bilemiyorum ama sistem bunu getiriyor bize. Dolayısıyla bakanları yeni illerin başına koymak suretiyle yeni bir enerji, heyecan, katılım düşünüldü."

Diyarbakır'daki milletvekili adaylarının Diyarbakır'ı temsil edecek kabiliyete sahip olduğunu ifade eden Bakan Arınç, "Daha iyi bir liste olabilirdi ama bu bizim doğrumuz. Herkesin doğrusu farklı olabilir" diye konuştu.

Kürt sorununun çözümü

Bakan Arınç, program sunucusunun Kürt sorununun çözümü konusundaki sorusunu da şöyle cevapladı:

"Elimizden geleni yapıyor, yapmaya da devam edeceğiz. Türkiye'yi ayağa kaldırmanın çözümü bu sorunun çözümüdür. Türkiye, yüzde 9'luk büyüme hızına ulaşmış, dünyadaki ilk 5 devlet arasındayız, ihracat ve sanayide kapasite artmış, milli gelir artmış, GSMH 750 milyar dolara ulaşmış ama bir tarafta terör varsa, bir tarafta Kürt sorunu dediğimiz sorunun hala çözülemiyor olduğunu görmek varsa, bu tamamlanmış bir başarı sayılmaz. Dolayısıyla bir kimlik sorunu, bir ekonomik geri kalmışlık, bir terör sorununu kendi şartları içerisinde çözmek mecburiyetindeyiz.

Terör sorunu şiddete dayanarak, silaha karşı silahla, daha yüksek bir silah gücüyle bastırmaya çalışmanın da 30 sene sonra karşımıza getirdiği fatura, bunun çözülememiş oluşudur. Bu işi bugüne kadar takip edenler de biliyor ki siyasi tedbirlere ihtiyaç var, ekonomik tedbirlere ihtiyaç var ve toplumsal taleplere karşılık vermek var."

Arınç, bu konuda çalışmalar yaptıklarını ancak her gün yatıp kalkıp "sorun vardır" diyenlerin, bu sorunun çözülmesini de aynı ölçüde istemeyenler olduğunu belirterek, "Hükümete haklı taleplerini ulaştırarak, şiddete başvurmadan sadece siyaset konuşarak bunların propagandasını yapmak, bunlara sahip olmak varken, ortalığın ne kadar bir gerilim içerisine sokulduğunu görüyoruz" dedi.

Arınç, tehdit, şantaj ve baskılarla yol almanın mümkün olamayacağını da ifade ederek, "Bu sorunların varlığını ortaya koyanlar siyasi taleplerle, ya şiddet ya siyaset, siyaseti tercih ediyorsak şiddeti reddedeceğiz. Tehditler, şantajlar ve baskılardan yol almamız mümkün değildir. Hükümet olarak gerekenleri yaptık, yapıyoruz ve yapacağız" dedi.

Arınç, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığıyla yaptığı ve bazı internet sitelerinde yer alan açıklamalarını da değerlendirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hükümet olarak politikalarımız bu konuşulanlara göre değil, o kişiyi muhatap alarak değil, bunu elbette güvenlik güçleri ve istihbarat değerlendirecektir. Anlatılanlar Öcalan'ın ne kadar şahsi görüşleridir, dışarıya ne şekilde aksettirilmiştir, yani bu konulara biraz vakıf bir insanın, elbette dikkate alacak merciler vardır o konuşmaları ama biz güvenlik açısından Türkiye'de bir olumsuzluk yaşanmamasını arzu ediyoruz."

Bülent Arınç'tan kafa karıştıran açıklama: Ne demek istedi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Fethullah Gülen ile ilgili açıklamalarını da değerlendiren Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, şöyle dedi:

"Okyanus ötesinden Fethullah Gülen hoca efendiyi gösteriyorsa çok yanlış yapıyor demektir. Bu MHP tabanının en az yarısında kabul edilmeyecek bir sözdür. Çünkü Fethullah Gülen hoca efendinin Türkiye için, insanımız için onları birleştirecek, doğru yolda birbirine kenetleyecek, İslam'ın daha iyi anlaşılmasını temin edecek, eğitim hamleleriyle herkesin okuma özgürlüğünün ve daha iyi yetişmesinin önünü açacak çalışmalarına bakarak, bu söylenenlerin ne kadar asılsız, ne kadar yanlış olduğunu düşünecektir. Sayın Bahçeli bence çok büyük hata yaptı. Fethullah Gülen hoca efendiyi bizzat kastediyorsa, karşılığını seçimlerde bulacaktır. Bu sözler topu taca atmaktır.

Biz hiç kimsenin özel hayatının merak edilmemesini, böyle yasa dışı ve ahlak dışı işlerle o görüntülerin tespit edilmemesini isteriz ama bunu yapanlar ne kadar kötü bir iş yapıyorlarsa, bu görüntülerin sahipleri de o kadar yanlış iş yapıyorlar, ahlak dışı iş yapıyor demektir. Burada sadece kadınlarla çirkin ilişkilerin görüntülenmesinin yanında o kişilerin temsil ettiği siyasi zihniyete ne kadar aykırı davrandığı ortaya çıkıyor. Kendi tabanlarına hakaret eden, kendi eşlerine hakaret eden, kendi aile düzenlerini hiçe sayan bu tür davranışların bir siyasi partinin, hele hele üst kademesinde olmasını olağan karşılamak mümkün değildir. Sanıyorum ki Bahçeli de bunun sıkıntısı içerisindedir. Bu kişileri istifa ettirmek yoluyla partisinde bunun benzerlerinin yaşanmayacağını ortaya koymak istemiştir."

Bakan Arınç, konuşmasının son bölümünde, Bakanlar Kurulunda memurluğa başlama yaşı olan 30'un kaldırıldığını belirterek, "Farklı kurumlar farklı yaş da ortaya koyabiliyorlar. Özellikle öğretmen atamaları için bekleyen hemen hemen her yerde gördüğümüz gençlerimiz müsterih olsunlar, hem Haziran başında yeni 30 bin öğretmen ataması yapılacak. Belki de Eylül ayının başında yeni bir 30 bin kişilik kadro açılacak. İnşallah onların da mutlu olacaklarını düşünüyorum" dedi

Share

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites